5 Nisan 2009 Pazar

happy letter.

alışık değilim gülümseyerek birşeyler yazmaya.
ne zaman yazmaya başlasam,olmamış/kırılmış/kirlenmiş/bozulmuş hayallerin yada anıların üzerine oluyor.
alışık değilim hayatımda olan güzel bir şeyin üzerine yazmaya,
alışmakta istemiyorum.
sonra koyabilir çünkü eskisi gibi kırık dökük şeyler için yazmak.

o kadar bütünleşmişim ki karmaşık,bir türlü tamamlanmamış,yarım kalmış anılara,insanlara.
acıları bile bir parçam olmuş,bilememişim.
şimdi ise gerçekten garip geliyor,buraya hayatımdaki birisi için,yaşadığım bir şey için güzel ya da umut dolu şeyler yazmak.
evet yazdım.
çok yazdım belki güzel şeyler,
ama ''kurgu'' kelimesi bunun için var.
tek bir cümlenin,tek bir bakışın,tek bir gülüşün üzerine yazdığım bir sürü kurgu hikayem var.
evet güzeller,evet mutlular,evet gerçek değiller.
ama sen gerçeksin,
bu gerçek.
söylediğin sözler,bana bakışın,elimi tutuşun,dokunuşun,hepsi gerçek.
bu yüzden,
hiç alışık değilim,
ve nasıl başa çıkıcam bu durumla bilemiyorum,kestiremiyorum.
bazen ürkütücü,bazen sadece gülümsüyorum yanımda olduğun için,bazende yine paranoyalarım başlıyor,ama bazen sadece gülümsüyorum-yanımda olduğun için.


evet,belki dünyanın en uyumlu iki insanı değiliz.
evet,belki sarfettiğimiz her sözü bir kaç kez açıklamadan birbirimize anlayamıyoruz.
evet,belki çok farklı şeyler dinliyor-okuyor ve izliyoruz.
belki,tamamen farklı ve zıt insanlarız.

ama belki de,sen gözlerime baktığında,tek bir kelime etmesek bile kafamdan geçen şeyi anladığını düşünüyorum.
belki de,ellerimi tuttuğunda bizi dünyanın en uyumlu çifti olarak görüyorum.
belki de,sana verdiğim şarkıları sevdiğinde tamamen aynı şeyleri sevdiğimizi düşünüyorum.


ufacık şeyler,belki de daha önce kimse farketmedi,belkide ben öyle düşünmek istiyorum,
sendeki bu küçük ve özel ayrıntıları keşfeden tek kişi olduğumu düşünmek istiyorum.
ufacık şeyler,ilk tanıştığımızda karşımda oturuyodun,birşeyler anlatıyodun,ve tam da gözlerimin içine bakıyodun,yeşil gözlerini hafif kısarak.
bankta,hava ılık ılık eserken,tamda yanında otururken,gözlerini yere indirip başını eğmiştin,gözlerini yine hafif kısarak.
ben hastaydım,ikinci saat gidiyodum,kapıda yanıma gelmiştin,yüzünde gerçekten endişeli bir ifade vardı.gerçekten endişeliydin.benim için gerçekten endişelenmiştin.ve yeşil gözlerin bu kez tamamen açıktı,çünkü benim için endişeliydin.

evet ufak şeyler.
ama o kadar büyükler ki,ne zaman düşünsem beni gülümsetiyolar-tıpkı seni her düşündüğümde kendi kendime gülümsediğim gibi.

evet,hiç alışık değilim.
özellikle son zamanlarda tamamen unutmuştum,
birini düşününce fütursuzca gülümsemeyi.
o kadar uzun zaman olmuş ki,
birini sadece 1 saat bile görmeyince özleyeli.
o kadar uzun zaman olmuş ki,
yastığa her başımı koyduğumda gülümseyerek uykuya dalalı.
o kadar uzun zaman olmuş ki,
huzurlu bir şekilde uyuyalı.huzurlu bir uyku,çünkü sabahında sen beni kapımdan alıcaksın.elimden tutucaksın.günaydın diyip öpüceksin.


uzun zaman olmuş.
uzun zamandır ilk kez,
ilk kez bunu söyleyebilmek:
''seni seviyorum.''


iyi geceler sevgilim,
seni seviyorum.

Hiç yorum yok: